şeraben tahur
cennete mahsus şurup.
cennete mahsus şurup.
yorumlamak.
yarık.
açmak, açıklamak.
ortak. Şerik koşmak; Tanrı'ya ortak koşmak.
utanan, utanmış.
atmak, boşaltmak.
çözmek, çıkarmak.
şule, alev, yalım, parıltı.
yaşlılık, sakalına ak düşmek.
gülün sevgisiyle kendini yitirmiş bülbül.
ince fidan dalları, yeni sürmüş ince düz dallar.
av.
kırılmış.
yük halinde bağlanmış çalı çırpı pılı pırtıdan ibaret sırt yükü.
yük halinde bağlanmış çalı çırpı pılı pırtıdan ibaret sırt yükü.
şimdiden sonra.
aslan avcısı.
ortak tanımak, Tanrı'ya ortak koşmak.