tab
huy, yaratılış.
huy, yaratılış.
davulcu.
acele.
acele ettirmek.
kavun, karpuz gibi bitkilerin gövdeleri ve yerde kayılan kolları, dalları.
temizlik.
temiz.
hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk.
yerin altı.
günahtan sakınma.
tamah, doymazlık, aç gözlülük.
temaşa, seyretme, hoşlanarak bakma.
cehennem.
seher vakti.
hoş görmemek, kötülemek, yermek, ayıplamak.
sövmek, yermek, kınamak.
susuzluktan yanmak.
şaşmak.
tanıdık kimse, bildik.
seher vaktinde.