şol
şu.
şu.
lâkırtı, tozlu yer, ot.
filiz, ağacın ilkbahar sürgünü.
ışık
perişan, âşık, tutkun.
karışıklık, kargaşa.
teşekkür.
öğrenme, okuyarak ders alarak elde etme.
Tanrı buyrukları, ibadet.
davulcu.
acele.
acele ettirmek.
kavun, karpuz gibi bitkilerin gövdeleri ve yerde kayılan kolları, dalları.
temizlik.
temiz.
hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk.
yerin altı.
günahtan sakınma.
boşama.