sımak
kırmak, bozmak.
kırmak, bozmak.
makas.
kırık, kırılmış.
kırılmak.
cehennemin üstüne gerilmiş kıldan ince kılıçtan keskin köprü.
cam.
gümüş tel, altın yaldızlı gümüş tel.
yenmek, bozguna uğratmak.
gümüş, gümüş, tel, ziynet, süs eşyası.
mezar.
hazmetmek.
mezarlık.
atlı asker.
atlı asker.
gizlice.
Tanrı'dan başka her şey.
asılma.
kadın feslerinin önüne dizilen bir sıra altın, çalı çırpıdan yapılma çit.
tasvvuf yolunu tutan kimse. İslam felsefecisi.
takınmak