sıymak
yenmek, bozguna uğratmak.
yenmek, bozguna uğratmak.
gümüş, gümüş, tel, ziynet, süs eşyası.
mezar.
göğüs, bağır.
hazmetmek.
mezarlık.
atlı asker.
atlı asker.
gizlice.
Tanrı'dan başka her şey.
kadın feslerinin önüne dizilen bir sıra altın, çalı çırpıdan yapılma çit.
tasvvuf yolunu tutan kimse. İslam felsefecisi.
takınmak
kurusu yemeklerin üzerine serpilen taneleri dut tanesi büyüklüğünde üzüm salkımı şeklinde ekşi kırmızı bir meyve.
sofra, ziyafet.
sofra, ziyafet.
ilaç, merhem.
keskin çakı, kara tırnak, şahin ve benzeri kuşların keskin tırnakları.
cenazenin üstünden soyulan elbise ve çamaşır.
sönmek.