kesiret
bolluk, çokluk.
bolluk, çokluk.
sıra, nöbet.
aşağılık.
bir tür çörek.
kırpmak, gedik açmak.
kırpmak, gedik açmak.
boşlukta yer tutan, var olan.
dünya ve ahiret.
çok, pek çok.
nöbet, sıra.
dolunun ufağı.
çekin, sakın.
inceden inceye götürülmek, eğitilmek, yetiştirilmek.
dedikodu.
etmek, eylemek, yapmak.
tek renk ipek dokuma baş örtüsü.
kenar, kıyı. Sahil.
küçük taneli yoğun kar.
Hacı Bektaş ve Balım Sultan tekkelerinde bulunan kırk mumlu şamdan.
Tanrı'nın buyruğu uyarınca evreni yöneten kırk ermiş, Fatma'nın evinde düzenlenen toplantıya katılıp da İmam Ali'den feyz alanlar, elinden üzüm suyu içenler.