kesret
bolluk, çokluk.
bolluk, çokluk.
bolluk, çokluk.
sıra, nöbet.
aşağılık.
bir tür çörek.
kırpmak, gedik açmak.
kırpmak, gedik açmak.
boşlukta yer tutan, var olan.
dünya ve ahiret.
çok, pek çok.
kıble yeri.
dolunun ufağı.
çekin, sakın.
inceden inceye götürülmek, eğitilmek, yetiştirilmek.
dedikodu.
etmek, eylemek, yapmak.
tek renk ipek dokuma baş örtüsü.
kenar, kıyı. Sahil.
küçük taneli yoğun kar.
Hacı Bektaş ve Balım Sultan tekkelerinde bulunan kırk mumlu şamdan.