inâyet
iyilik, lütuf, çaba.
iyilik, lütuf, çaba.
alçak yer
inleyerek.
iniltili
dertli, ağıtlı, yaslı
insanlar ve cinler.
insan ve cinler.
son, nihayet, eğitme.
beddua. 2- bekleme, beklenilme, gözleme.
renk
fesleğen.
bilgi, biliş, buluş, anlayış. Tanrı'nın sırlarını ve gerçeklerini kavrama.
ermez, kavuşmaz, ulaşmaz.
uyarma, aydınlatma, doğru yola götürme, tarikat yolunu gösterme.
erte.
bir kötülük işleme, yiyicilik, rüşvet yeme.
yerleştirici, konukçu.
şahinden sonra avcı kuşların en mahiri.
ifade etme, sorma, sorup anlama.