devre
ters, değişik.
ters, değişik.
mükafatlandıran ya da cezalandıran hâkim, Tanrı.
diye.
diye.
manastır.
sıkışmak, iyi çalışmamak.
esirgemek, yazık.
yüz.
göz.
güzel.
sevgilisinin gönlünü çelmiş.
derlemek, toplamak, bir araya getirmek.
dirlik, geçim, yaşayış, esirgeme, yasaklama.
iyi düzende olmak, düzenli bir hayatı olmak.
korkudan sıçramak; uykudan sıçrayarak uyanmak.
dev, şeytan, cin.
ayakta saygıyla durmak.
deli, âşık.
çuha giysi, kat kat giysi.