davlunbaz
büyük davul, davul çalan.
büyük davul, davul çalan.
daima, her zaman
tüylü devenin erkeği.
ağız
dünya, zaman, devir
yol gösterici, rehber, kılavuz.
çok.
1- vakit, zaman 2- nefes, kan.
sazla çalıp, söylemek.
daima, her zaman.
soluğu kesilmiş, susmuş, sessiz.
eğlencede, dolaşmada.
devamlı öten bir güvercin cinsi, şarap içen.
okun ucundaki sivri demir.
okun ucundaki sivri demir.
bir araya getirip toplamak.
bir araya getirmek, toplamak.
taraf, yön, cihet
kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak.