dalbınmak
çırpınmak.
çırpınmak.
gölge.
1.Güzel göğüs. 2.Vücudun omuzla birlikte göğüsten yukarı bölümü, büst.
dalmıştır, dalıyor.
dalmıştır, dalıyor
tuzak
etek.
etek.
gürültü, patırtı, kavga.
tane, tohum, çekirdek.
darağacı.
Hallac-ı Mansur'un idamı.
darılmışsın.
vuruş, çarpış.
destan.
dava
büyük davul, davul çalan.
büyük davul, davul çalan.
daima, her zaman
tüylü devenin erkeği.