ağ lavaş
yufka ekmek, ak undan yapılmış yufka ekmek.
yufka ekmek, ak undan yapılmış yufka ekmek.
ak mercan. (mecazi anlamı; ak meme, sevgilinin süt gibi ak olan memesi.)
tabut.
akça, aka yakın, alacalı.
ak ceylan. "Ağca ceyran sürme çekip gözüne." (Ak ceylana benzetilerek sevgilinin güzelliğinin vurgulanması.)
zehir.
zehir.
koyun ve keçi sürülerinin gecelediği çit ya da duvarla çevrildiği yer.
şölen sofrası.
yabankazı, yabanördeği, turna gibi kuşların uçarken yaptıkları büyük dizi, katar.
yukarı çıkmak, yükselmek. 2- akmak, karışmak.
yön, taraf.
başkaları, sevene göre sevgilisiyle görüşenler.
akarım. "Aharam seller içinde."
haberler.
vadetme, söz verme.
yemin, yemine dayalı sözleşme, antlaşarak yapılan sözleşme.
yemin, yemine dayalı sözleşme, antlaşarak yapılan sözleşme.
demir, zincir, kılıç, katı, acımasız.