barı
bari, hiç değilse, hiç olmazsa.
bari, hiç değilse, hiç olmazsa.
burç, kale.
Tanrı, her şeyi gören.
yara, yaranın işleyen gözü.
yara açmak.
boş, beyhude, yalan, çürük.
gizli, görünmeyen, yorumla elde edilen bilgi.
zengin, zenginlik
zengin, zenginlik
doğan. 2- Bir şeyin küçük kısmı, parçası, bir miktar, bir kısım.
tüccar.
biçare, çaresiz, umarsız.
acele.
bet, kötü, yakışıksız.
Afganistan'da eyalet. Merkezi Feyzabat şehridir. Kökçe nehrinin yukarı yatağında çıkan -bir yakut türü olan- lacivert taşıyla ünlüdür.
dolunay.
ayın on dördüne benzemiş.
adı kötüye çıkmış, kötü ün kazanmış.
sağlam, sıkı.