arbede kılmak
dövüşmek, kavga etmek.
dövüşmek, kavga etmek.
davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları.
yavaş, hafif.
aykırı, ters
eskiden erkeklerin, askerlerin bellerine bağladıkları fişeklik.
İslam dini inanışına göre göklerin en yüksek katı, göğün dokuzuncu katı.
sunu, sunma.
sunu, sunma.
arzu ederek, arzulayarak.
şiddetli arzu, istek
kolay, rahat
Yoksul oldukları için Hz. Muhammed'in mescidi sofasında yatıp kalkan yakınları.
dergah, tekke, kapı eşiği.
soyu belirsiz, yabancı.
madenler aslı, değerler temeli.
soysuz, verimsiz.
temiz, soylu.
yük.
kâr, fayda, kazanç.
gökyüzü, sema.