alık
alınmış.
alınmış.
1-Şaşma, beğenme duygusunu gösterme. 2-Allah aşkına.
tutuşarak. "Alışıban yanaram men"
tutuşmak, alev almak, alevlenmek.
büyük, yüksek, üstün, yüce, aziz olan.
Hz. Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'den oluşan kutsal topluluk
Muaviye'nin oğlu Yezid ve onun soyundan gelenler.
hâkim, bilgin, Tanrı
şan ve şerefi büyük olan, meşhur, bir çeşit lale.
elma gibi, elma benzeri.
almıştır.
al renkli ipek dokuma yüz örtüsü.
geyik.
amel, yapılan iş, eylem, edim. 2- ameller.
sığınca, koruyucu, dayanma gücü, umut.
sığınarak bağışlanma ya da yardım dilemek.
emanet.
umursamazlık, zora koşma.
amber kokusu, güzel koku. (Amberbalığı'ndan elde edilen güzel kokulu kül rengi madde, güzel kokulu maddelerin ortak adı)