kinaye
düşünülen şeyi dolaylı olarak anlatmak, dokundurmak.
düşünülen şeyi dolaylı olarak anlatmak, dokundurmak.
insanların günahını ve sevabını kaydeden melekler.
iş, güç, alışveriş.
bırak.
yaşlı, ihtiyar.
koçak, yiğit.
kucaklamak.
sarılmak, kucaklamak.
sarılmak, kucaklamak.
sıpa.
bırak, çek.
dedikodu.
koku saçan.
bilezik.
bilekten dirseğe kadar kola geçirilen iğreti kolluk.
geveze, saçma sapan konuşan.
omuz.
konak, konaklama yeri
olmak, sultan koptu; sultan oldu.
at kılından telleri olan bir müzik aleti.