kılmak
etmek, eylemek, yapmak.
etmek, eylemek, yapmak.
tek renk ipek dokuma baş örtüsü.
kenar, kıyı. Sahil.
küçük taneli yoğun kar.
Hacı Bektaş ve Balım Sultan tekkelerinde bulunan kırk mumlu şamdan.
Tanrı'nın buyruğu uyarınca evreni yöneten kırk ermiş, Fatma'nın evinde düzenlenen toplantıya katılıp da İmam Ali'den feyz alanlar, elinden üzüm suyu içenler.
kırk makam.
Alevi ve Bektaşî inancına göre Hz. Ali'ye gökten gönderilen kırmızı başlık, Hz. Muhammed'in vefatından sonra Hz. Ali bu tacı giymiştir.
bir yerde kışı geçirmek.
hücüm, atak, saldırma.
dedikodu.
yaşlı, kemâlini bulmuş kimseler, kâmil insanlar. olgunluk çağında bulunanlar.
yaşlı, kemâlini bulmuş kimseler, kâmil insanlar. olgunluk çağında bulunanlar.
çamur.
buğday ve arpa ölçeği olarak kullanılan tahtadan yapılmış kap.
ki.
kimse, kişi.
kimse, kişi.
insanların iki tarafında bulunup, sevaplarını ve günahlarını yazan meleklerin adı.