irşat(irşad)
uyarma, aydınlatma, doğru yola götürme, tarikat yolunu gösterme.
uyarma, aydınlatma, doğru yola götürme, tarikat yolunu gösterme.
erte.
bir kötülük işleme, yiyicilik, rüşvet yeme.
yerleştirici, konukçu.
şahinden sonra avcı kuşların en mahiri.
ifade etme, sorma, sorup anlama.
Tanrı'dan günahların bağışlanmasını dilemek.
kadınların hoş aldatıcı tavırları, naz, cilve.
yitik, yitkin.
acele.
acele etmek.
ten
üstünlük, yücelik.
yücelik, ululuk, değerlilik, saygı, ikram, güç, kuvvet.
elbise, giysi.
ortaklaşa ya da ücretle başkasının tarlasında çalışma.
Hz. Âdem'in oğullarından biri.
sıkıntı.