filhâl
(Fi-l-hâl) Şimdi, hemen. * Bu halde. * Hadd-i zâtında.
(Fi-l-hâl) Şimdi, hemen. * Bu halde. * Hadd-i zâtında.
ayrılık, ayrılık acısı, firak.
hasret, özlem, ayrılık, sıkıntı
cennette altıncı bahçe, sekiz cennetten biri.
ekin, yeni çıkmaya başlamış ekin.
ayrılık
bela, sıkıntı, ara bozma, karışıklık çıkarma.
yüksek sesle ağlama
sıradan, töreden dışarı iş yapan, söz söyleyen ham kişi, münasebetsiz.
sıradan, töreden dışarı iş yapan, söz söyleyen ham kişi, münasebetsiz.
fazla şey, lüzumsuz söz.
satan, satıcı
karabiber
zulmeden, kıycı.
gaflet hali.
günahları bağışlayıcı, Tanrı.
habersiz, dikkatsiz.
dalgınlık, aymazlık.
gayretli, çok çalışkan. (Allah'ın adlarından biridir.)