baz
doğan. 2- Bir şeyin küçük kısmı, parçası, bir miktar, bir kısım.
doğan. 2- Bir şeyin küçük kısmı, parçası, bir miktar, bir kısım.
tüccar.
biçare, çaresiz, umarsız.
acele.
bet, kötü, yakışıksız.
Afganistan'da eyalet. Merkezi Feyzabat şehridir. Kökçe nehrinin yukarı yatağında çıkan -bir yakut türü olan- lacivert taşıyla ünlüdür.
dolunay.
ayın on dördüne benzemiş.
adı kötüye çıkmış, kötü ün kazanmış.
sağlam, sıkı.
geçit.
kundaklamak.
evet, peki, doğru. "Allah insanoğullarını yaratınca onlara "Ben sizin Tanrınız değil miyim" diye sorar. Onlar da "beli" diye karşılık verirler.
uzun ince saç örgüsü.
benim gibi.
bağ.
kul, köle, bağlanmış.
menekşe.
menekşe.
afyon, esrar.