ülfet
alışma, görüşüp konuşma.
alışma, görüşüp konuşma.
amirler, yüksek memurlar.
bir peygambere inanıp bağlanan cemaat.
ses, seda.
yürek.
ürker.
ürkmek, bir şeyden korkup birden sıçramak.
yüksek, yüce.
üsküf.
üstat, usta, hoca.
toplanmak.
gerekli olan şey.
birlik.
vakit, zaman.
gelinin başına örtülen bir çeşit örtü.
yaprak, kağıt veya kitap yaprağı, yazılmış kağıt.
birleşme, kavuşma.
övmek, anlatmak.